Herkes zafer çığlıkları atsın a dostlar! Bağımsızlığımızın 94. yılını kutluyoruz!
Zafer kazanmanın türlü çeşidi içinde hepimiz bir mücadele veriyoruz günlük hayatlarımızda da. Maksat bizlere konulan veya bizlerin koyduğu hedeflere ulaşmak, başarmak, elde etmek... Bitmiyor mücadele ve bitmeyecek de.
Peki mücadele ederken neleri kıstas alıyoruz, bizim hedef koyduğumuz şeyler gerçekten ulaşmamız gereken hedefler mi? Neye göre bunları belirliyoruz?
Ben kendi hedeflerime dönüp baktığımda kendi hayatıma acil bir başkomutan bulunmasından yanayım, zira bizim cephe düşmeye pek meyilli.
Ayakları yere basan insanları, hayalle gerçekleri güzel kombinleyenleri, erişilebilir ve erişilmesi güç olan hedefleri güzel stratejiler belirleyip planlayan insanları gıptayla gözlemlerim, satranç oynar gibi yaparlar hamlelerini büyük bir soğuk kanlılıkla, bense melül melül bakarım :) Harekete geçmek lazım, peki nasıl?
Kendini gerçekleştirme:
ABD'li psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış "Maslow teorisi" veya "İhtiyaçlar Hiyerarşisi" diye de bilinen çalışması bu süreçte zorluk çeken herkese çok güzel rehberlik edebilir.
Bu teoriye göre birey bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez. Bu durum şöyle bir örnekle açıklanmış; Örnek olarak günlük olarak karnını doyurabilen fakat güvenlik içinde bulunmayan, kendini sürekli olarak olası bir tehdit altında algılayan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumak gibi bir gereksinimi yoktur.
Tamam buraya kadar konu açık ve net peki hedefleri belirleme kısmında bize yardımcı olacak bir şablon var mı? Buyurunuz;
Şimdi bütün bu kabul görmüş çalışmalar doğrultusunda kendi hayatınızın seyri için kendinizle bir toplantı set edin, bir bakın bakalım siz tam olarak neresindesiniz amaçlarınızın ve ihtiyaçlarınızın? Hedef "sevgi" veya "aidiyet" ise yani bir başkasını da kapsayan bir durum oluşturuyorsa size sorarım, "Oyun Teorisi"nin en önemli araçlarından biri olan NASH DENGESİnden haberdar mıyız? (Rica ediciğim sınırlarımızı biraz genişletelim - adamlar senelerce çalışmalar ortaya çıkartmışlar :))
Nedir NASH DENGESİ?
Şimdi Nash Dengesi biz sevdiceğimize ulaşabilelim diye mi ortaya çıktı pek tabii ki hayır ama biz uyarlayabilir miyiz? Evet! Çünkü içerik fazlasıyla uygun :) Öncelikle ilimsel bilimsel doğru bilgi verelim;
"Nash Dengesi, Oyun Teorisi kavramına önemli katkıları olan Amerikalı matematikçi John Nash'in adıyla anılmaktadır. Analitik anlamda benzer bir gözlemde bulunan ilk kişi Antoine Augustin Cournot isimli Fransız bir matematikçidir. Cournot bu olguyu iki firmanın, eş zamanlı olarak üretim miktarını belirledikleri kuramsal bir pazar için gözlemlemiş ve detaya dökmüştür. John Nash, 1950 yılında yazdığı doktora bitirme tezinde, bu dengenin, oyuncuların fayda fonksiyonlarının belli özellikleri sağladığı tüm oyunlarda var oduğunu ispatlayarak 1994 Ekonomi Nobel Ödülü'nü almıştır."
Firma dediği biziz :) Günümüzde de piyasalar pek hareketli, rekabet çetin ve Nobel ödülü almış çalışmaları kendimize uyarlamazsak sonuç iflas! De haydin o zaman, şimdi, deniliyor ki;
Zafer kazanmanın türlü çeşidi içinde hepimiz bir mücadele veriyoruz günlük hayatlarımızda da. Maksat bizlere konulan veya bizlerin koyduğu hedeflere ulaşmak, başarmak, elde etmek... Bitmiyor mücadele ve bitmeyecek de.
Peki mücadele ederken neleri kıstas alıyoruz, bizim hedef koyduğumuz şeyler gerçekten ulaşmamız gereken hedefler mi? Neye göre bunları belirliyoruz?
Ben kendi hedeflerime dönüp baktığımda kendi hayatıma acil bir başkomutan bulunmasından yanayım, zira bizim cephe düşmeye pek meyilli.
Ayakları yere basan insanları, hayalle gerçekleri güzel kombinleyenleri, erişilebilir ve erişilmesi güç olan hedefleri güzel stratejiler belirleyip planlayan insanları gıptayla gözlemlerim, satranç oynar gibi yaparlar hamlelerini büyük bir soğuk kanlılıkla, bense melül melül bakarım :) Harekete geçmek lazım, peki nasıl?
Kendini gerçekleştirme:
ABD'li psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış "Maslow teorisi" veya "İhtiyaçlar Hiyerarşisi" diye de bilinen çalışması bu süreçte zorluk çeken herkese çok güzel rehberlik edebilir.
Bu teoriye göre birey bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez. Bu durum şöyle bir örnekle açıklanmış; Örnek olarak günlük olarak karnını doyurabilen fakat güvenlik içinde bulunmayan, kendini sürekli olarak olası bir tehdit altında algılayan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumak gibi bir gereksinimi yoktur.
Tamam buraya kadar konu açık ve net peki hedefleri belirleme kısmında bize yardımcı olacak bir şablon var mı? Buyurunuz;
Şimdi bütün bu kabul görmüş çalışmalar doğrultusunda kendi hayatınızın seyri için kendinizle bir toplantı set edin, bir bakın bakalım siz tam olarak neresindesiniz amaçlarınızın ve ihtiyaçlarınızın? Hedef "sevgi" veya "aidiyet" ise yani bir başkasını da kapsayan bir durum oluşturuyorsa size sorarım, "Oyun Teorisi"nin en önemli araçlarından biri olan NASH DENGESİnden haberdar mıyız? (Rica ediciğim sınırlarımızı biraz genişletelim - adamlar senelerce çalışmalar ortaya çıkartmışlar :))
Nedir NASH DENGESİ?
Şimdi Nash Dengesi biz sevdiceğimize ulaşabilelim diye mi ortaya çıktı pek tabii ki hayır ama biz uyarlayabilir miyiz? Evet! Çünkü içerik fazlasıyla uygun :) Öncelikle ilimsel bilimsel doğru bilgi verelim;
"Nash Dengesi, Oyun Teorisi kavramına önemli katkıları olan Amerikalı matematikçi John Nash'in adıyla anılmaktadır. Analitik anlamda benzer bir gözlemde bulunan ilk kişi Antoine Augustin Cournot isimli Fransız bir matematikçidir. Cournot bu olguyu iki firmanın, eş zamanlı olarak üretim miktarını belirledikleri kuramsal bir pazar için gözlemlemiş ve detaya dökmüştür. John Nash, 1950 yılında yazdığı doktora bitirme tezinde, bu dengenin, oyuncuların fayda fonksiyonlarının belli özellikleri sağladığı tüm oyunlarda var oduğunu ispatlayarak 1994 Ekonomi Nobel Ödülü'nü almıştır."
Firma dediği biziz :) Günümüzde de piyasalar pek hareketli, rekabet çetin ve Nobel ödülü almış çalışmaları kendimize uyarlamazsak sonuç iflas! De haydin o zaman, şimdi, deniliyor ki;
"Nash dengesine göre, her birey ilişkide bulunduğu diğer bireylerin hareketlerini de göz önünde bulundurarak, yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışmalı. Yani bir anlamda bireyin tercihleri, diğerlerinin tercihlerine bağlı. Bu durumda bireyin yalnız kendi çıkarı doğrultusunda değil, diğer kişilerin de çıkarlarına göre bir tavır sergilemesi bekleniyor. Her birey ilişkide bulunduğu diğer bütün bireylerin hareketlerini görerek yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışmalıdır.
Her oyuncu, oyun içinde elinde olan eylemlerden birini seçmiş olsun ve tüm oyuncuların böyle bir seçim yaptığını düşünelim. Bir oyuncu için seçilmiş eylem, diğer oyuncuların seçtikleri eylem gözetildiğinde oynanabilecek (getiri anlamında) en iyi eylem ise ve bu özellik tüm oyuncular için sağlanıyorsa, bu eylemler bir Nash Dengesi oluşturur.
Oyuncular, yalın eylemler seçebilecekleri gibi, birden çok eylemi , belli bir olasılıkla oynamayı da tercih edebilirler."
Eyyy bir başka bireyle ilişki içinde olanlar sizlere sorarım: İLİŞKİNİZ NASH DENGESİ OLUŞTURUYOR MU?
Şayet sorunuzun yanıtı için elinizde kalan Jennifer Lawrence dengesi ise lütfen boşa kürek çekmeyiniz!
Bütün bunların dışında bir de anonim bir çalışma olan "içinizden geldiği gibi davranın" var ki pek tavsiye etmem netice de içinden geldiği gibi davranmak hiç Nobel ödülü ile taçlandırılmadı, bir de böyle düşünün...
Kendinizi motive etmek sizin elinizde, verdiğiniz mücadele ne olursa olsun kimsenin sizi verdiğiniz mücadelede ruhsal olarak aşağıya çekmesine müsade etmeyin, sabır çok büyük erdem, sabredin, tüm sivri köşeleriniz sabır ve teslimiyetle törpülenecektir. Dünyadaki en güzel hislerden biri "yapacağım" dediğimiz bir şeyi yapabilmek, "başaracağım" dediğimiz bir şeyi başarmaktır. Bu ne olursa olsun süresi uzun olabilir ama kendinize saygı duymak adına önce siz o hedefi gerçekleştirin. Sonra zaten kendinizi BAĞIMSIZ - GÜÇLÜ - KARAKTERLİ hissedeceksiniz. Karakterli olduğunuzu sanmanızla karakterli olmanız arasında ciddi fark vardır.
Pulp Fiction filmindeki o efsanevi repliği hatırlayalım; "JUST BECAUSE YOU'RE A CHARACTER DOENST MEAN YOU HAVE A CHARACTER!" Karakterinizin üzerine oynayın en büyük oyununuzu, öncelikle onu geliştirmekle başlayın işe. Hedefmiş, mücadeleymiş, başarıymış... gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecektir!
Gelişmekte olan ülkenin gelişmesi mutlak gerekli her bireyinin 30 Ağustos Zafer Bayramını en içten dileklerimle bir kez daha kutlarım a dostlar!
Damla Demirel



Yorumlar
Yorum Gönder